Türkçesi dil sürçmesi...
Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre dört anlama gelmektedir:
1-Ağızdan yanlış söz çıkması,
2 -İstenmeyen bir konudan söz etme,
3 -Konuşma sırasında kelimeleri yanlış söyleme,
4-Söz ya da yazıyla belirtilmek istenen bir düşüncede, kimi sözcüklerin istenmeden araya girmesi ve anlamını kökünden değiştirmesi.
Psikolojiye göre, bu sözde yanılgı, bilinçaltında tutulmaya uğraşılan bir duygu, dilek ya da düşüncenin ortaya çıkışıdır.
Dil sürçmesi hataları, üç farklı şekilde ortaya çıkabilir.
Bunlardan ilki anlam hatası, ikincisi ses hatası ve üçüncüsü anlam ve ses hatalarıdır.
Freud, araştırmalarında dil sürçmelerine geniş bir yer vermiş, onları psikolojik veriler olarak algılamış ve araştırmıştır.
Freud’a göre, her bir dil sürçmesi, derin bilinçdışı etkileşim sonucu ortaya çıkmaktadır.
İletişim bilimcilerine ve psikologlara göre beynimiz aktarmak istediğimiz düşüncelerimizi iki ayrı mesaj olarak aynı anda oluşturmaktadır.
Bunlardan biri açık olan ve kendimizi toplum içerisinde ifade ettiğimiz mesaj türüdür.
İkincisi ise kapalı olan ve bilinçaltında yer alan mesaj türüdür.
Dil sürçmesi, bilinçaltında var olan ve istem dışı, otomatik olarak ortaya çıkan ifadelerdir.
Aslında, bu konuyu çok güzel açıklayan harika bir atasözümüz var;
"Dervişin fikri neyse, zikri odur".
Dil ve düşünce arasındaki bağlantı öylesine güçlüdür ki, dil zamanla düşüncelerimizi de belirler.
Ya da en basitinden, kendimizi ifade ederken düşüncemizi tanımlayan bir dil kullanmıyorsak, çelişkiler kaçınılmazdır.
Ünlü Karagöz-Hacivat oyunlarımız "Hay hak" ya da "Hak dostum hak" diye başlar, "Sürç-ü lisan ettikse affola" diye biter...
Tabii, affola...
Affola da, "sürç-ü lisan", "sürç-i zihin" e dönmesin !
www.ilhangogus.com.tr